Öğrencilerin Okul ile İlgili Aidiyet Duygularını Geliştirme Yöntemleri

Öğretmenlerin Eğitilmesi Eğitim Sistemini Düzeltir mi?

Ülkemizin belki de tarihinden beri en büyük sorunu eğitim olmuştur. Eğitim ile ilgili sorunların çözülebilmesi için hemen hemen her iktidar değişiminde farklı eğitim politikaları izlenmiş hatta son 16 yıldır iktidarda olan son parti yönetiminde bile eğitim sistemi değişikliklere maruz kalmıştır. Öğretmenlerin Eğitilmesi Eğitim Sistemini Düzeltir mi başlıklı yazımda eğitimde ki genel sorunlar ve çözümleri ile ilgili bazı fikirleri paylaşmak istiyorum.

Eğitim nedir?

Eğitim hayat boyu devam eden bir süreç. Doğumdan itibaren insanoğlu öğrenmeye başlıyor ve ta ki ölene kadar bu süreç devam ediyor. Elbette bu sürecin farklı bölümleri var ve bizim için en önemli bölümde zorunlu eğitim süreci.

Zorunlu Eğitim Nedir?

Zorunlu eğitim devletin belirlediği şartlarda ve sürede öğrencilerin katılması gereken  eğitim ve öğretim süreci.  Bu süreç anasınıfından başlayarak ortaöğretim diye adlandırılan lise son sınıfa kadar devam ediyor. Bu süreçte devlet
tarafından belirlenene konular, devlet tarafından belirlenen sürede, bir plan çerçevesinde bütün okullarda belirli standartlara göre veriliyor.

Eğitim ve Öğretim ile ilgili mevzuat öğretmenlerin çalışma saatleri, ders konuları, ders süreleri, öğrencilerin barınmaları, mesleki eğitim vb. dâhil bütün her şeyi kapsıyor. Öyle ki yönetmelikler hemen hemen her konuda yaşanan  olumsuzlukların tekrar yaşanmaması için hazırlanmış ve devletin kendi seçtiği idareciler ile de süreç yönetiliyor.

Bu süreçte öğrenci ilk ve ortaokuldan sonra isterse mesleki eğitim alabileceği mesleki eğitim merkezlerine gidebiliyor ve burada da yine mevzuatın belirlediği standartlarda sertifikasyon programına katılıyor.

Öğretmenlerin Eğitilmesi Eğitim Sistemini Düzeltir mi?

Öğrenciler zorunlu eğitim sürecinde kurallara uymak, görev ve sorumluluklarını yerine getirmek zorundalar.  Devamsızlık yaptıklarında ve ya derslerden başarısız olduklarında sınıf tekrarı cezası ile cezalandırılıyorlar.

Her ne kadar kâğıt üzerinde sistem mükemmel kurgulanmışsa da sistem uygulama esnasında aksayabiliyor.

Eğitim de Nasıl Aksaklıklar Oluyor?

  • Eğitim zorunlu ama kişisel eğitim değil. Yani bireylerin kişisel yeteneklerine göre özel eğitim alması bu sistemde aksayan bir konu. Çünkü yeteneklerin belirlenmesi ve öğrencilerin kendi yeteneklerine göre yönlendirilmesi ile ilgili rehberlik ortaöğretimde kısmen yapılabiliyor ve mesleki rehberlik diye adlandırdığımız bu rehberlik faaliyetinin ilk ve ortaokul seviyesinde daha yoğun ve net bir şekilde yapılması gerekiyor.
  • Eğitim veriliyor ama öğretmenlerin verdikleri eğitimin niteliğini denetleme ve niteliği artırmak için alınan önlemler yeterli değil. Bir öğretmen vicdanı ile baş başa. Matematik dersinde ceviz yiyerek de geçirebilir. Türkü söyleyerek de.
  • Mesleki eğitim de çağ atlamalıyız deniliyor ama meslek liselerinde eğitim kalitesini artırmak yerine, meslek liselerini baltalamak üzere sistem kurgulanıyor. Örneğin neden doktor olmak isteyen öğrenci bir fen veya Anadolu lisesine gitmeli? Aslında meslek sahibi olmanın yolu meslek lisesinden geçmeli. Hâkim, avukat olacak olan Meslek Lisesinin adalet alanından, doktor olacak olan da Sağlık alanından mezun olma zorunluluğu getirilmeli. İşte o zaman gerçekten mesleki eğitime önem verilmiş olur. Fen Lisesi, Sosyal Bilimler Lisesi gibi okulların olması ülkemizdeki nitelikli öğrencilerin bu okullara yönelmesine ve meslek liselerine ilgisiz ve yetersiz
    öğrencilerin kaymasına sebep oluyor. Ne zaman meslek lisesine Fen Lisesi seviyesinde öğrenciler gelmeye başlarsa ülkemizde sanayi gelişir, teknoloji gelişir, ihracat artar. Dışa bağımlılık azalır.

  • Öğrenciler ve veliler eğitim almanın bir hak olduğunun bilincinde değiller. Bu bilinç öğrencilerin birçoğuna işlenmemiş. Aileler de çocuklarını okula nefes almak için yolluyorlar. Çünkü kendi çocuklarının psikolojik, sosyolojik, ekonomik ihtiyaçları altında eziliyorlar. Birçok anne çocuklar okula gittiğinde evde dinlendiğini dile getiriyor.

  •  Öğretmenlik mesleği para için yapılan, son çare olarak görülen bir meslek. Öğretmenlik mesleğinin bir karizması yok.  Mühendis kelimesi ile öğretmen kelimesi değerlendirildiğinde mühendis kelimesi daha nitelikli duruyor öğretmen kelimesinin yanında. Mesleğin itibarı oldukça düşük.
  • Gelir elde etmek, sırtını devlete dayamak için mesleği seçenler belirli bir süre yetersizliklerini fark ediyorlar. Bu yetersizlik ile farkındalık ilerleyen zamanlarda öğrencilere yönelik hak istismarı (ders anlatmama, sınıf yönetiminde aksamalar, öğrenciye şiddet uygulama vb.) olarak görülüyor.

  • İdealist öğretmenlerin yetenekleri de varsa zaten hem kendilerinde hem de yaptıkları işlerde pozitif bir enerji gözlemleniyor. Ekonomik sıkıntılar hem velileri hem de öğretmenleri olumsuz etkiliyor. Bir meslek öğretmeninin kendisini yetiştirebilmesi için gitmesi gereken özel kurslar ve seminerlere veya en azından ilgili kaynak kitaplara ulaşabilmesi için bile geliri yetmeyebiliyor. Veya yetenekleri doğrultusunda çocuğunun eğitim almasını isteyen veli özel eğitim için ücret bulamayabiliyor.

  • Maaş ve gelirler hakkında öğretmenler ne zaman feryat etse diğer meslek grupları hemen “Öğretmenler
    bizim kadar çalışmıyor ki? Neden bu kadar feryat ediyorlar?” diye serzenişte bulunuyorlar. Öğretmenlik mesleğinde öğretmenin işine odaklanabilmesi, kendisini geliştirebilmesi,  öğrencilerin karşısında hem giyimi ile hem bilgisi dik durabilmesi, ezilmemesi için ekonomik olarak refah içerisinde olması gerekiyor. Öğretmenlik mesleği dışında bir işle uğraşması hem bedensel, hem de zihinsel olarak bölünmeye sebep oluyor. Bu da
    derslerine odaklanamamasına sebep oluyor.

Öğretmenlerin Eğitilmesi Eğitim Sistemini Düzeltir mi?

Sadece öğretmenlerin eğitilmesi eğitim sisteminin düzeltilmesi için yeterli olmayacaktır. Lakin önemli bir adımdır. Üniversitelerden başlayan ve uzun bir dönemde öğretmenlerin mesleki niteliklerini artıracak olan bir süreç olabilir. Mevcut durumda yapılması gereken ise öğretmenlerin üzerindeki o ataleti almak olmalıdır.

  • Öğretmenlik mesleğinin devlete sırtını dayamakla bitmediğini anlatabilmek için bütün öğretmenler için iş kaybetme riski oluşturulmalıdır. Kısaca 657 sayılı DMK düzenlenmeli ve niteliksiz, öğrencilerin eğitim haklarını gasp eden öğretmenlerin acilen ayıklanması gerekmektedir.  Çalışan öğretmen mesleğine devam etmeli, başarısız, yetersiz öğretmenler sistemden ayıklanmalıdır.
  • Öğretmenlerin gelir seviyesini artıracak önlemler alınmalıdır. Öğretmenlerin gelir seviyesindeki artış eğitim sistemine de olumlu olarak yansıyacaktır.
  • Öğretmenlerin çocuklarına üniversiteye girişte, ilkokul, ortaokul veya liseye kayıtta kolaylık sağlanmalıdır.  Bir öğretmen çocuğunu ille de adrese dayalı bir okula kaydettirmek zorunda olmamalıdır. Bu da öğretmenin motivasyonunu artırıcı bir eylemdir.
  • Öğretmenlerin yüksek lisans, doktora gibi yükseköğretim yapmaları konusunda kolaylık sağlanmalıdır. Bu konuda
    öğretmenlerin çalışmalar yapması için teşvikler (maaş artışı, unvan, tazminat vb.) sunulmalıdır.
  • Öğrencilerin okullara bilinçli gelmesi ve eğitimlerini tamamlamak için bir amaç edinmeleri sağlanmalıdır. Bu konuda okullarda rehberlik faaliyetlerinin düzenlenmesi ve eğitim programının
    hazırlanması daha sağlıklı olacaktır.
  • Eğitim ile ilgili toplumun bilinçlenmesi amacı ile bütün halkımızın bir an önce eğitimlere alınması, mesleki eğitimin canlanabilmesi için öğrencileri ve velileri meslek eğitimine yönlendirmek için maddi teşviklerin sağlanması gerekmektedir. Örneğin meslek lisesine devam eden öğrencilere devlet tarafından yemek,
    yol parası, kıyafet desteği sağlanabilir. Ders kitabı dağıtmak yerine meslek liselerinde bu tür teşvikler daha etkili olacaktır.

Ben bu devletin bir bireyi olarak çocuklarımın rahat ve refah içerisinde yaşamalarını istiyorum. Bunun için de iyi bir eğitim almalarını, bu eğitim ile uluslararası kalitede kendilerini geliştirmelerini, kendi işlerini kurabilmelerini, devletin
ve milletin sırtına yük olarak değil de devlete ve millete faydalı birer birey olarak yetişmelerini istiyorum.  Eğitim
kalitesini yükseltmek sadece benim değil bu ülkede yaşayan herkesin çocukları için iyi olacaktır.

Ülkemiz Dünyanın eğitim merkezi, sağlık merkezi, turizm merkezi olabilir. Bunun için de eğitim niteliğinin artırılması gerekir.  Naçizane eğitim ile ilgili düşüncelerimi sizlerle paylaşmak istedim. Sizlerin de eklemek istediğiniz bir konu olursa yorumlarda bildirmekten çekinmeyin.

Keyifle kalın.

Yazar: ishana

4 thoughts on “Öğretmenlerin Eğitilmesi Eğitim Sistemini Düzeltir mi?

    Aykut Alan

    (27 Eylül 2018 - 23:20)

    Eğitim sistemimizde yaşanan aksaklıklar, eksikler, çözüm yolları ve eğitimin önemi üzerine, son derece özenli, detaylı ve eğitim kurumlarımızı bilen bir yazarın elinden çıktığı belli bir yazı olmuş. Öğreten kişi olarak, eğiticinin kendisi “sürekli eğitim”‘in bir parçası olmalı, kendini sürekli yenilemeli ancak bu konuda değerli öğretmenlerimizin eğitimi için devletin ciddi anlamda destek olması lazım. Bu sadece devletin organize edeceği toplu eğitimlerle değil. Özel sektör ve uzmanlar tarafından ücretle verilen eğitim, konferans ve yayınlar içinde destek olmalı. örneğin bir bilişim dersi öğretmeninin kendi alanındaki eğitim ve yayınları takip edebilmesi, bir yabancı dil eğitimcimizin, dilini geliştirip güncellemesi için güncel eğitim ve yayınları satın alabilmesi için desteklenmesi lazım. Diğer yandan eğitimcilerimizin çok düşük ücretlerle çalışıyor olması yıllardır kanayan yaramız. Dilerim her meslek dalında emek veren çalışanlarımızın hak ettiği geliri elde edebilecekleri günler gelir.

    Ayhan

    (2 Ekim 2018 - 00:49)

    Eğitim sistemi tamamiyle değişmesi lazım buda tabiki bir süreç Türkiye bunu kaldırır mı bilemem…

    ceylan_s

    (2 Ekim 2018 - 12:23)

    eğitim sistemine harcanan paraların ne kadarının bürçeye gelir olarak dönüp dönmeyeceğini gelecek zamanlarda göreceğiz. Eğitime yapılan yatırım çok uzun soluklu bir yatırım. mesela Fatih Projesi ile aslında Milli Eğitim Bakanlığı ülkenin okullarında internet, bilgisayar, teknolojik altyapı vb sorunları çözmüş oldu. her sınıfta akıllı tahta teknolojik yatırım maliyetlerini de düşüyor. her yıl ilk okullarda veliler para toplar ve projeksiyon, laptop, yazıcı, kağıt vb masraflarını bölüşerek sınıfa yatırım yaparlardı. artık bu tür masraflara gerek kalmadı. projeksiyonun lambası patlar, projeksiyondan daha pahalı onarılırdı. bu tür sorunlar tarih oldu.

      ishana

      (7 Ekim 2018 - 12:04)

      eğitime yapılan yatırımların uzun bir süreçte geri döneceği gerçeği yatırımları engellememeli. Ülkemizin kültürel yapısı, sosyolojik ve ekonomik yapısı göz önünde bulundurularak sağlıklı ve uzun solulu projeler ile bence bir çok sorun aşılabilir.
      bir diğer önemli husus atılan her adımdan hemen sonra sonuçlarını görmek bence büyük bir hayalperestlik. yapısal değişiklikler yapılacaksa eğer bunların neticeleri en az 10 yıl sonra görülecektir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.