Issız Bir Adaya Düşseydim

Meşhur Robinson hikâyesini bilirsiniz. Gemisi kaza yapan Robinson ıssız bir adaya düşer ve bu adada kendince bir yaşam sürmeye çalışır. Bir süre sonra adada yalnız olmadığını anlar ve Cuma isminde bir yerli ile arkadaş olur ve kötülere karşı savaşır. Daha sonra kurtarılır ve yuvasına geri döner. Bazen ben de kendimi kimsenin yaşamadığı bir adada tek başıma hayal ederim. Ve neler yapacağımı kafamda canlandırırım.

Mesela Issız bir adaya düşseydim eğer ilk önce yiyecek ve içecek kaynaklarını araştırırdım. Kendime bir barınak yapar ve dış tehlikelere karşı kendimi korumaya çalışırdım. Tabii her şey planlandığı gibi olmuyor. Ateş yakmaya çalışır, geceleri göremediğim tehlikelerden kendimi korumaya çalışırdım. Kurtulmak için bir yol araştırır ve iletişim kurabileceğim materyaller bulmaya çalışırdım.

Aslında insanın bu davranışları sergilemesi için ıssız bir adada tek başına kalmasına gerek yok.  Dünyanın en kalabalık şehrinde, en işlek caddesinde bile yaşasanız bu davranışları veya benzerlerini zaten yaşıyoruz. Mesela yiyecek ve içecek kaynaklarını araştırıyor, sağlıklı ve hesaplı alışveriş yollarını keşfediyoruz. Veya başımızı sokacak bir ev bularak kendimizi dışardan gelebilecek olan kötülüklere karşı önlem alıyoruz. Isınmak için soba yakıyor veya yakacak parsı veriyoruz. Birbirimize derdimizi anlatabilmek için iletişim araçlarını kullanmayı öğreniyoruz. Aslında herkes ıssız ada sendromu diye adlandırdığım bu durumu yaşıyor. Bu aslında insanoğlunun genlerine işlenmiş davranış çeşitleri.

İnsanların birbirleriyle geçinerek, sağlıklı bir şekilde iletişim kurarak, yiyeceklerini, paralarını, mallarını paylaşarak ömürlerini geçirecekleri, adaletli, saygılı, temiz, güvenilir bir yaşam sürmek hakları. Bunun yanında bu gibi temenniler dışında istenilmeyen durumlar da olmuyor değil. Bu tür durumlarla karşılaşmak ta var hayatta.

O zaman insanoğlu Issız ada sendromundan kurtulabilmek için her zaman düşebileceğini, olumsuz bir durumla karşılaşma ihtimalini, göz önünde bulundurarak hareket etmeli. Yalnız kalabileceğini hesaplamalı, davranışlarını dengelemeli, İnsanları kırmamalı. Şu üç günlük dünyada menfaatleri için arkadaşlarına zarar vermemeli.

Bu konu ile ilgili birçok atasözü var.  “El eli yıkar. El de döner yüzü yıkar.”  sözü de bunlardan biri.  İnsanlar birbirlerine destek çıktıkça, yardımcı oldukça, ihtiyacı olanın yardımına koştukça, hal hatır sordukça yalnızlıklarından kurtulurlar.